1. Giriş Dış Ortam Hava Kalitesi Değerlendirmesi ve Yönetimi Yönetmelik Taslağı’nın (HKDYY) 6 (1) no.lu Maddesi Türkiye çapında hava kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla zonların ve aglomerasyonların belirlenmesini şart koşmaktadır. HKDYY’nin 7 (1) no.lu Maddesine göre nüfusun, ilgili limit değeri için verilen ortalama süreyle karşılaştırıldığında dikkate değer süreler boyunca hava kirliliğine maruz kaldığı zonların her birinde limit değerlerin karşılanması gerektiği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, Türkiye toprakları, emisyon kaynaklarının yapısı, ekonomik faaliyet, meteorolojik koşullar, topografya, nüfus yoğunluğu, idari sınırlar v.b. gibi ortak özelliklerle nitelendirilen uygun zonlara bölünmelidir. Bu ortak özellikler, hava kirliliğinin değerlendirilmesi, etkileri ve azaltılmasına yönelik önlemlerin yürürlüğe girmesi ile doğrudan ilgili olarak addedilir. Her bir zon, kendi içerisinde: · Hava kirliliğinin izlenmesi için gerekli gayretlerin belirleneceği, · Gerekli izleme alt yapısının oluşturulacağı, · Hava kalitesi limit değerlerine uygunluğun değerlendirileceği, · Limit değerlere ulaşılmasını hedefleyen hava kirliliğini azaltma planlarının hazırlanacağı, · Limit değerlere uygunluk durumunun her yıl Komisyona rapor edilmesi gereken birer coğrafi birim olarak dikkate alınacaktır. Hava kalitesine ilişkin AB Çerçeve Direktifinde, zonların sınırlarının nasıl belirlenmesi gerektiğine dair herhangi bir kriter mevcut değildir, ancak aglomerasyonlar ve diğer zonlar arasında farklılık gözetilmiştir. Normal olarak izleme ve değerlendirme için daha fazla gayret sarf edilmesi gereken aglomerasyonlar, 250.000’in üzerinde bir nüfusa sahip olan alanlar olarak tanımlanır. Hatta nüfusu daha az olan fakat nüfus yoğunluğu yüksek olan alanlar da aglomerasyon olarak sınıflandırılabilir. Ayrıca, aglomerasyonun tamamında benzer kirlilik özellikleri mevcut olduğu takdirde, nüfusu 250.000’in üzerinde olan ve/veya nüfus yoğunluğu daha yüksek olan ayrı ayrı kentleri, daha büyük olan tek bir aglomerasyon şeklinde birleştirmek de mümkündür. Ancak bu tür bir birleşim, söz konusu alanlarda bulunan farklı idareler arasında sağlam bir işbirliğini gerektirir. Temiz hava planları geliştirmek amacıyla, bir zonda sorunlu bölgelerin mekan içindeki dağılımına dayanarak seçilecek olan birden fazla hava kalitesi yönetim alanı seçmek faydalı olabilir. 2. Zonların sınırlarının belirlenmesi Zonların, hava kalitesi yönetiminin temel idari unsuru olarak, illerden oluşturulmasının en uygun başlangıç noktası olacağı düşünülmüştür. Söz konusu seçim, illerin haritasına dayandırılmıştır (bakınız harita 1). Emisyonların mekan içindeki dağılımını (örneğin, kışın evlerin ısıtılması, trafik) yönlendirmesi ve yayılma durumunu belirlemesi nedeniyle iklimsel koşullar bir diğer belirleyici faktör olarak düşünülmüştür. İlişikteki harita 2’ye göre, Türkiye 7 büyük iklimsel zondan oluşmaktadır. Her bir zondaki hava kalitesi ağları için verimli bir büyüklük elde edebilmek amacıyla nispeten az sayıda zon oluşturmanın en uygun yol olduğu düşünülmüştür. Türk uzmanlarla yapılan görüşmelere dayanarak 81 il, aşağıdaki zonlara ayrılmıştır (bakınız harita 3): 1. Marmara zonu 2. Karadeniz zonu 3. Ege zonu 4. Orta Anadolu zonu 5. Doğu Anadolu zonu 6. Akdeniz zonu 7. Güneydoğu Anadolu zonu 3. Aglomerasyonların seçimi Ayrıca, HKDYY’nin 6 no.lu Maddesinde belirtilen resmi kriterler kullanılarak, nüfusları 250.000’in üzerinde olan 25 adet aglomerasyon belirlenmiştir. Bu aglomerasyonlar harita 3’te gösterilmiştir. Aglomerasyonların birleştirilmesi olasılığının olumlu ve olumsuz yanları üzerinde dikkatle durulmuştur. Harita 4’te aglomerasyonların birleşme olasılıklarına yönelik bir opsiyon tanımlanmıştır. Aglomerasyonların birleştirilmesi yoluyla izleme ve değerlendirmeye yönelik mevcut kaynaklar daha etkin bir şekilde kullanılabilecektir. Diğer taraftan, minimum istasyon sayısının resmi olarak azaltılması olanağı nispeten sınırlıdır. Bunun da ötesinde, hava kalitesinin değerlendirilmesi ve eylemlerin planlanması için yeterli düzeyde yüksek kalitede bilgiye ihtiyaç vardır ki bu da özel hava kirliliği durumuna bağlı olarak en elverişli olabilecek sayıda ve iyi konumlandırılmış izleme istasyonlarının bulunmasını gerektirir. Dağılım modelleri, gösterge niteliğindeki izleme teknikleri (örneğin, pasif örneklem ve hareketli ölçümler) gibi ek değerlendirme imkânlarını uygulamak da sürekli izleme istasyonları ağının daha verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır. Türk ve Alman uzmanlar arasında yapılan görüşmelerde, bu aşamada aglomerasyonların birleştirilmesi yoluna gidilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Tablo 1’de her bir zon ve aglomerasyondaki nufuslarla ilgili ayrıntılar temin edilmiştir. Bunlar, aglomerasyonlarda ve her bir zonun geri kalan kısımlarındaki izleme istasyonlarının minimum sayısını elde etmek için kullanılmıştır. 4. Sonuç olarak ortaya çıkan Türkiye’deki izleme istasyonlarının sayısı HKDYY EK-II Bölüm C’yi uygulayarak, seçilen 25 aglomerasyonda toplam 73 izleme istasyonuna ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. Olası bir seçenek olarak göz önünde bulundurulan birleştirme yoluyla aglomerasyonların sayısının 15’e indirilmesi halinde, gerekli istasyon sayısı 60’a düşecektir. 7 zonun geri kalan kısımlarında, 65 adet ek izleme istasyonunun aglomerasyonların dışında konumlandırılması gerekecektir. Bitki örtüsü ve ekosistemleri korumak amacıyla kırsal kesimlerde ek istasyonlara ihtiyaç duyulacaktır. Gerekli olan istasyon sayısı kirlilik düzeyine bağlıdır. SO2 ve NOx seviyeleri ilgili üst değerlendirme eşiğini aştığı takdirde, 20.000 km2’lik alan başına 1 istasyon gerekli olacaktır. Konsantrasyonlar üst ve alt değerlendirme eşiği arasında bulunduğu takdirde, 40.000 km2’lik alan başına 1 istasyon yeterli olacaktır. Kirlilik düzeylerinin daha yüksek olacağı varsayımına dayanarak, toplamda 42 adet istasyona ihtiyaç duyulacaktır. Konsantrasyonlar yukarıda belirtilen kriterlerin altında kalacak olsa gerekli olan minimum istasyon sayısı 22 olacaktır. Her bir zonda ve ilgili aglomerasyonda gerekli olan istasyon sayısının mekan içindeki dağılımı harita 5’te gösterilmiştir. HKDYY EK-II Bölüm A’da şöyle denmektedir: “Ekosistemlerin veya bitki örtüsünün korunmasını hedefleyen örneklem noktaları aglomerasyonlardan 20 km.’den daha uzak veya diğer yapılı alanlardan, sanayi yerleşkelerinden ya da otoyollardan 5 km.’den daha uzakta konumlandırılmalıdır. Kılavuz kural olarak bir örneklem noktası, çevresindeki en az 1000 km2’lik bir alandaki hava kalitesini temsili nitelikte olacak şekilde konumlandırılmalıdır. Tanımlanan zonların tümünde bu kriterleri eşit şekilde yerine getirmek zor olacaktır. Bu nedenle, ekonomik faaliyetlerin yoğun olduğu zonlarda (örneğin Marmara zonu) bitki örtüsünü koruma amacı için belirtilen olası izleme istasyonlarının sayısı tablo 1’de verilen sayılardan daha az olabilir. Aglomerasyonların dışında bulunan 65 adet istasyon arasından sınırlı sayıda birkaç tanesinin de bitki örtüsünün korunması amacına hizmet edebileceğini kaydetmek gerekir. İstasyonların aglomerasyonların dışında konumlandırılmasına yönelik bir diğer kriter ise, harita 6’da belirtilen sanayi bakımından sorunlu bölgelerin konumudur. Tüm bunlar göz önüne alınarak Türkiye için tahmini toplam istasyon sayısı 160 ila 180 arasında değişmektedir. HKDYY EK-II Bölüm C’de şöyle denmektedir: “Nokta kaynaklarının civarında kirliliğin değerlendirilmesine yönelik sabit ölçüm için gerekli olan örneklem noktalarının sayısı hesaplanırken, emisyon yoğunlukları, dış ortam hava kirliliğinin olası dağılım şekilleri ve nüfusun maruz kalma potansiyeli dikkate alınmalıdır.” Sonuç olarak, nokta kaynaklarının civarında ek izleme istasyonlarının yerleştirilmesi gerekli olabilir. Tablo 1, söz konusu 7 zonda gerekli olan istasyon sayılarının genel bir özetini sağlarken, Tablo 2 aglomerasyonlardaki her bir istasyon tipine yönelik tahmini istasyon sayılarını göstermektedir. Veri Kaynakları: Nüfus verisi: DiE, 2000 GENEL NÜFUS SAYIMI İllerin alanı: http://en.wikipedia.org/wiki/Province Endüstriyel Sıcak Noktalar: Çevre ve Orman Bakanlığı (Ağustos 2005): Yüksek Maliyetli Çevresel Yatırım Planlaması için Teknik Yardım, Türkiye
Tablo 1: Gerekli olan istasyon sayıları
Sonuç; en az aşağıdaki sayılarda hava kalitesi istasyonlarına ihtiyaç vardır:
her 20.000 km2 ‘ye 1 ekosistem istasyonunun gerekli olduğu varsayılır ise: toplam 180 istasyon gereklidir her 40.000 km2 ‘ye 1 ekosistem istasyonunun gerekli olduğu varsayılır ise: toplam 160 istasyon gereklidir
Endüstri alanlarına yerleştirilecek muhtemel istasyon sayısı burada hesaba katılmamıştır.
Tablo 2: Aglomerasyonlardaki tahmini istasyon sayıları
x bunlara ek olarak endüstri istasyonları ve nokta kaynaklar civarına yerleştirilecek istasyonlar gerekebilir
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||